Mehmet Şimşek, Erzurum’daki Palandöken Ekonomi Forumu’na video mesaj ile katıldı. Kendisi forum süreci boyunca yüksek kutuplaşmaya sebep olan ticaret savaşlarının etkisinden bahsetti. Küresel ekonominin uzun vadede karşı karşıya olduğu yapısal sorunları gündeme getirdi. Kendisi dünyadaki korumacı politikaların, yaşlanan nüfusun, yapay zeka ile yapılan dönüşümün ve iklim krizinin küresel büyümenin risklerini daha da artırdığı konusunda uyarılarda bulundu.
Şimşek, Türkiye ekonomisine olan pozitif bakış açısının haklı gerekçelere dayandığını belirtti. “Mayıs 2023’ten bu yana uygulamış olduğumuz istikrar ve reform programları sayesinde, dışa açık olan ekonomik kırılganlıklarımızı en aza indirdik, şokların bize etkisini düşürdük ve genel ekonomik istikrarımızı sağlamlaştırdık. Ayrıca sürekli ve yüksek bir büyüme elde etmek için daha sağlam bir zemin hazırlıyoruz. Bu programın elde ettiği başarılar ve küresel yapısal sorunlara karşı önemli pozisyonlarımız future” değerlendirmesinde bulundu.
Şimşek, korumacılığın küresel ticaretin yüzleştiği en büyük tehditlerden biri olduğunu ve 2008 küresel finans krizinden bu yana korumacılığın tırmanışta olduğunu belirtti. Bunun yanında, korumacı politikaların arkasında büyük ölçüde ABD ve Çin arasındaki ambargoların yer aldığını belirtti.
Türkiye’nin artan korumacı politikalara karşı, diğer gelişmekte olan ülkelerle karşılaştırıldığında daha dirençli bir konuma geldiğini ifade etti. Kendisi burada iki temel faktörün önemine dikkat çekti: Bir yandan ihracatımızın bağımlılığının nispeten düşük olduğunu, bu yüzden ekonomimizin ana motoru hala iç tüketicileri. Diğer yandan ise önemli bir kısmını dost ve yakın ülkelerle gerçekleştirdiğimiz dış ticaretimiz. “Korumacılıktan etkilenmeyen ihracatımızın toplamı %62’ye ulaşmıştır. Önemli bir entegrasyon coğrafyasına sahibiz ve serbest ticaret anlaşmalarının olmadığı bazı Orta Doğu, Orta Asya ve Afrika ülkeleriyle güçlü ilişkiler oluşturduk. Bu durum bizi küresel düzeyde yarattığı ticari geçişlere karşı daha dirençli hale getiriyor. Biz bu süreci, bölgesel entegrasyonları derinleştirme fırsatı olarak görüyoruz” dedi.
Türkiye’nin hizmet ihracatında güçlü bir konumda olduğunu ve turizm, yurt dışı yüklenmecilik ve eğitim sektörlerinde bölgesinin lider ülkelerinden biri olduğunu belirtti. Çin’i Avrupa’ya bağlayan Orta Koridor’un ana omurgasında yer aldığımızı ifade ederek, bölgesel entegrasyona katkıda bulunan Kalkınma Yolu Projesi’nin hayata geçirilmesi için çalışmaların başlatıldığını belirtti.
Şimşek, demografik dönüşüm ve yaşlı nüfus oranının küresel düzeyde önemli bir gelişme olduğunu vurgulayarak, Türkiye’deki çalışma çağındaki nüfusun artmaya devam ettiğini ve önümüzde en az 15-20 yıllık bir fırsat penceresi olduğunu belirtti. Kadınların işgücüne katılım oranının oldukça düşük olduğunu belirtip, bunu artırmak için reformları hızlandırdıklarını ifade etti.
Şimşek, bu potansiyeli en iyi şekilde değerlendirmek için altyapıyı güçlendirdiklerini belirterek, “Önümüzdeki dönemde fiber kapasitemizi genişleteceğiz. 5G ve sonrasına yatırım yapacağız ve aynı zamanda büyük veri merkezleri, ulusal GPSin oluşturulması ve nükleer enerji gibi alanlarda yatırımlarımızı hızlandıracağız.” dedi.
Şimşek ayrıca, Mayıs 2023’ten bu yana Türkiye’nin cari açığının 55 milyar dolardan, şubat itibarıyla 12,8 milyar dolara kadar düştüğünü belirtti. Kendisi, Türkiye’nin borç yükününe bakıldığında borçluluk oranının milli gelirin sadece %93’ü olduğunu belirtti. Bu oranın benzer gelişmekte olan ülkelerde this ratio is around %245. Bu durum, Türkiye’nin büyümesinin önünde borç kaynaklı bir engel olmadığının belirtti.
Kendisi ayrıca, 1 milyona yakın yeni istihdam sağlandığı bir dönemin büyük bir başarı olduğunu sözlerine ekledi. Sonuç olarak, Şimşek şunları söyledi: “Bu tür küresel türbülanslar aynı zamanda fırsatları da barındırır. Ülkemizin potansiyeline inanıyoruz ve bu potansiyeli gerçekleştirmek için güçlü bir program uyguluyoruz. Biz bu dönemi sadece riskleri yönetmek için değil, aynı zamanda ekonomimizi daha rekabetçi hale getirecek şekilde yapısal dönüşümü hayata geçirmek için de bir fırsat olarak görüyoruz.













