İmralı Adası’nda tutuklu bulunan terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan, PKK’ya silah bırakma ve kendini lağvetme çağrısı yaptı.
Terör örgütü elebaşı Öcalan’ın mesajı, İmralı Adası’ndaki görüşmenin ardından DEM Parti heyeti tarafından okundu.
NTV yayınına katılan gazeteciler Okan Müderrisoğlu, Uruf Aras ve Mete Çubukçu, Terör örgütü elebaşı Öcalan’ın mesajı değerlendirdi.
Okan Müderrisoğlu’nun değerlendirmesi;
“Tarihi bir ana tanıklık ediyorum. 486 ay 12 gün sonra örgütün lağvedilmesi, silahların bırakılması, fikirlerin konuşulacağı yeni bir dönem. İki kuşağı kaybetmişiz. Burada odaklanmamız gereken ana unsur şu; terör örgütünün ele başı an itibariyle örgütüne çağrı yaptı. Toplumun genelinde de terör devri kapanacak, soğukkanlı, dikkatli, bunu bağrına da basan bir tarz var. Önümüzdeki dönemde şehit aileleri ve gazilerimizin hassasiyetlerini gözetmek lazım.
Ben Diyarbakır’da 2013’te okunan mektuba baktım. Yer yer örtüşen cümleler var. Silahlı direniş sürecinden, demokratik siyaset sürecine kapı aralanıyor diyor. Alternatif devlet, federatif yapının anlamını yitirdiğini kabul ediyor. Sayın Cumhurbaşkanına bir teşekkür borçluyuz. Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun”
Uruf Aras’ın değerlendirmesi;
“Genel olarak çok mutlulukla karşıladım. Barışsever açısından aslında nerdeyse bayram günü. Dini ve milli bayramların dışında siz de göreceksiniz hızla siyasi iklimi değiştirecektir. Tahmin ettiğimiz gibi genel hatlarıyla. Ama benim bildiğim dünya tarihinde çatışma çözümlerinde benzer örneği yok. O açıdan da son derece önemli. Hangi dillerle ifade edilirse edilsin barışın dili ortaktır zaten. Bu irade beyenaının çok kıymetli olduğunu ve bu sürece omuz veren herkese teşekkür etmek gerek diye düşünüyorum. Terörsüz Türkiye ne olması gerekdiği konusunda Abdullah Öcalan uzun zamandan beri kapitalist modernite eleştirisi ile aslında solca son derece yaygın olan reel sosyalist yani bürokratik sosyalizm eleştirisi dışında bir 3. yolu savunuyordu ama bu süreçte önemli olan geleceğin Türkler ve Kürtlerle inşa edilmesi meselesi. Hakikaten bunun yol haritasının çıkarılmasında son derece önemli olduğunu görmek gerek. Bu demokratik uzlaşma olgusu bize şaşırtıcı gelir çünkü uzlaşmaşlığı esas alan bir kültürümüz var. Umarım önümüzdeki sürecin yol haritasının şekilmesinde iktidar ve muhalefet bir uzlaşma zemini yaratabilir”
Mete Çubukçu’nun değerlendirmesi;
“Ben açıkçası böyle bir şey bekliyordum. Yarısı tipik Abdullah Öcalan durum tespiti. PKK’nın anlam yoksunluğu ve aşırı tekrara düşmesinden bahsediyor. Yani ‘PKK niye çıktı?’, işte sözüm ona ‘bağımsız kürdistan için şiddet, terör uyguladı’. O yirminci yüzyılın yöntemiydi. ‘Sovyetler yıkıldı, biz o soğuk savaş döneminde demokratik ortam da yokta silaha sarılmak zorunda kaldık’ demek istiyor. Genel bir açıklama değil bu, sadece PKK’ya yönelik bir açıklama. “O dönemi kapattık, anlamsız hale geldi” diyor. Silahın bırakılması aslında Türkiye’deki siyasette Kürt siyasetindeki gölgeyi ve organik bağı kaldıracak ve daha rahat siyaset yapmak durumunda kalacaklar yani bir şeyi uzantısı olmayacaklar anlamında.
Sonuç olarak özellikle demokratik anlamda örgütlenmeler, herkesin kendini ifade edebildiği, siyasi yapılanmaların demokratik toplum içinde mevcudiyeti mümkün olduğunu söylüyor. ‘Bu yüzyılda bunu gerçekleştirebiliriz’ diyor ve örgüte doğrudan bir çağrı yapıyor.”